Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Hayatımın akıl almaz mantıklılığı Deneyimlerim 1

1 Gönderiler
1 Üyeler
2 Reactions
45 Görüntüleme
(@speslucis)
Eminent Member
Katılım : 2 ay önce
Gönderiler: 10
Konu başlatıcı  

Merhaba açıkçası bu tür yaşantılarda spesifik bir tanımdan çok genel olarak deneyimlerim yazmayı uygun gördüm. Küçüklüğümden beri her şey bana ilginç ve garip geliyordu. Her zaman akşam yatarken perdemi aralıklı bırakır gökyüzünü görebileceğim şekilde yatardım. Bu kendimi bildim bileli süregelen bir şey.

İlk yaşadığım deneyimler de o küçük yaşlardaydı 5 Yaşımdaydım. Kış mevsimiydi çünkü soba yakmıştık ve salonda yer yatağında ailemle birlikte uyuyorduk. O zamanlar tüplü televizyonumuz vardı. Hani kapattıktan sonra ellerimizi televizyona koyduğumuzda şekli çıkardı ya işte o gün olmuştu. Şaşkınlık merak korku komiklik. Satırları yazarken anımsıyor ve gülümsüyorum şuan. Gece uyanmış perdenin açık gökyüzüne bakıyordum. Hani Cem Yılmaz’ın bir skecinde Yarbay rütbelerindeki yıldızlar için  ” Bütün galaksi var” dediği benzetmeyi ben canlı bir şekilde görmüştüm. Yerden kalkıp o küçük halimle büyük koltuğa tırmanırken gökyüzüne bakışımı hatırlıyorum. Çok mutlu olduğumu ve sırıttığımı anımsıyorum. Hatta ailemi de uyandırmak istemiştim ama bir içsel bir ses ve hissiyatla vazgeçtiğimi hatırlıyorum. Uzay o gün gökyüzüne atmosferimize inmiş ve gezegenleri ve yıldızları görmüştüm. Beni en çok etkiliyken ve hala daha unutamadığım Satürn’ün kendisiydi halkası karamelli latte renginde bir gezegendi. Kumsal gibiydi. Sonra yatağıma geri döndüğümü ve gökyüzüne bakarak sessizce bakıp ağlayarak uyuduğumu hatırlıyorum. İlkokul zamanlarında ise gözümü kapattığımda yada rüyamda sürekli kırmızı göz görüyordum ama nasıl desem siyah kızıl neonlu korkunç bir kırmızı göz. Zaten küçük yaşımda korkunç rüyalar görüyordum. Ayılar bizi kovalıyordu uçurumdan düşüyorduk. Normal bir rüya görmeyi isterdim ama sanırım o küçük yaşlardan bu yaşıma kadar normalim başkalarına göre anormaldi ve normalim normalimdir.  O ilk gözü de komşumuz vardı besmele çekerek uzanırken hemen uyuyakalmıştı bende öyle yapmıştım ve o gözle de karşı karşıya geldim. Gözlerimi açtım görüyordum kapattım yine görüyor ve ağlıyordum bir daha besmele çekmeyeceğim diye söylenip dururken kuran kursunda ne kadar öğrendiğim dua varsa hepsini okuyup bir şekilde yattığımı hatırlıyorum. Gerek insanları gerekse kendimi anlayamıyordum garip geliyordu. Sürekli ağladığımı hatırlıyorum. Fiziki ve psikolojik travmalarım kendime göre bir çocuğa göre çok fazlaydı. Bunu söylemekten utanmıyorum o kadar çok şey yaşıyordum ki geceleri altıma kaçırdım çok zamanlar olmuştu. Çünkü korkuyla ömrümün yarısını geçirdim. savaş yada kaç modunun, kaç hayatta kalmaya çalış modundaydım. Nadir rahat uykularım olduğunda da ya yatağım sallanıyor yada titreyerek uyanıyordum. Geceleri ise sürekli uyanıyordum. 2,3,4,5 bazen her saat başı. Uyumak için dua ediyor yada salavat çekiyordum. Koyun saymak işe yaramıyordu salavat çekmek uykuya giden en kestirme yoldu.

Sanırım ilk görüm de 10 yaşlardaydı. Ortaokulda şehir değiştirmiştik. Gürcistan sınırına yakın bir gölgede yaşıyorduk sadece bir ilçe vardı aramızda. O yaşlarda ben evimizin balkonundan dışarı bakıyordum. Bir sürü gemiler doğuya doğru ileriyordu. Renkler çok belliydi. Kendimi hem arkamdan hem de kendimden oraya bakarak görmüş rüyamı sorguluyordum da çünkü kıyıya yakın yerler kayalıktı bu gemiler nasıl geçebilir ki demiştim. Bir belgesel izlediğimde 2. Dünya Savaşına benzer gemileri rüyamda gördüğümü fark ettim ve bunu kimseye söylemedim. O yaşlarda bile bana deli yada kafadan kontak dedikleri için sorun değildi. Küçük yaşlarda kitap okumaya başlamıştım. ( Şuan bu satırları yazarken odamda voltaj düşüklüğü ve statik elektriklenmeler oldu alışsam da otomatikleşmiş korkumdan dolayı biraz panikledi ve kardeşimi çağırdım ama onlarla da ufak deneyimim oldu açıklamaya çalışacağım karakter sınırlamasının azizliğine uğramam umarım.)

2014

15 yaşıma geldiğimde bir deneyim yaşadım. Yine şehir değiştirdik ve yine kuran kursuna yazıldım ve orada kurana geçmiştim. Mezarlıklar benim için merak ve ilgi çekici gelmiştir. Korkmuyorum diyemem ama oralarda hikayeler yatıyordu mezar taşlarındaki isimler ve ardında bıraktıkları sözler. Bana insanlığı, ölümü ve hayatta olmanın ne kadar şanslı ve bir şekilde yine de tutunmayı anımsatıyordu. Orada bir alim vardı benim en çok dikkatimi ve ilgimi çeken şeyler bunlardı. İçsel çekilme yada merak diyebilirsiniz. Ben hala tanımı koyamadım. O alime kurs sonrası arkadaşlarımı ikna ederek gittik. Üst sanduka arasında bir boşluk vardı ve ben arasını merak ediyordum. Onlar da merak ediyordu, birbirimizi korkuturken gülmeler falan…. ( şuan ki aklımla kendimi yermek isterdim ama ban yeme korkusundan yazmak istemiyorum) Mezarlık ziyaretinin de adabı vardı. Küçüktüm ve kendi doğrularımı deneyimleyerek gözlemleyerek kendim öğrenmek zorundaydım. O yüzden bana cins yada sen çok garipsin derlerdi. Bir başkası gibi olamıyordum. Her neyse 4 kişiydik birimiz abdestli birimiz namaz kılmayı bilmiyor yada az biliyordu. Hepimiz namaz kıldık sonra dua ettik. Evlerimizin yoluna giderken hepsinin kulağı aynı anda çınladı bir benim çınlamadı. Cami imamı geliyordu arkamızdan bize seslendi ona da anlattığımız da ” melekler sizi anıyor” demişti bana da tebessüm ederek baktı. Akşam olmuş odamızda sobamız yanıyordu ve kız kardeşimle kalıyordum. Gece rüya gördüm. O Alimi gördüm. Elinde bastonu sarığı sakalı cübbesi her açıdan kendisini gördüm. Hani duvarlardaki yada kabarık köşeleri aydınlatmak için ışıklandırmalar kullanılırdı ya işte ben o alimi öyle açılarda gördüm. Sonra da farklı bir görü geldi alanıma bir siyah el bir kızın ağzını tutmuş gözleri de siyahtı. Ben titreyerek aniden korkup uyandım o sırada kardeşim de aniden uyandı. Nereden aklıma geldi bilmiyorum ama ona soğuk kanlılıkla ismini söyleyerek  ” sakın kımıldama arkanda elinde bıçaklı birisi var” dediğim anda çığlık atmıştı bende gülmüştüm. Gerçeği ona söyleseydim daha da korkabilirdi. O da küçükken Türk Mitolojilerinden Alkarısını rüyasında görmüştü bunu da araştırma yaparken çizimi gösterdiğimde öğrenmiştim. Paronomik garipsellik yaşan ise kendi çekirdek ailemde bendim sanırım. O birkaç saniye içinde uyurken ben uyumaya korkuyordum. Uyku ile uyanıklık arasındaydım gözlerimi açtığımda kollarımın uyuşuk ve ağırlaşmış olduğunu hareket ettiremediğimi deneyimlemiştim.

İstanbul’a tekrardan döndüğümüzde fark edişlerin yoğun atılımları beni bekliyordu.

Orta sonda ” bu ne biçim rüya ” diyerek uyanıp sinirlendiğim rüyayı ben lisede sıramda otururken görmüştüm, sonrasında ilk işim psikiyatriye gitmek olmuştu. Annem bana refakat etmiş babamsa bana karşı çıkmıştı. Bende normal olmayan şeyler vardı. Psikolojimin bozuk olduğunu ve yardım almam gerektiğini biliyordum. Küçük yaşlarda kendimi geliştirmeseydim kim bilir ne olacaktı halim. Testte tabi tutuldum anksiyete, sosyofobi gibi tanı konuldu. Ben şizofren yada bipolar bekliyordum. Ama değilim zaten bu tür şeyleri yaşan insanlar yani bizler kendimizi ister istemez tüm tanılara kaptırabiliyoruz. Her türden şeye ilgim vardı bir gün önüme ”cıa mavi dosya” adlı bir video düştü. Merak ettim dinledim ilginç geldi, korktum ama baktım araştırdım kız kardeşim galaksiler ve galaktik uzaylı ırkları hakkında koca bir defter not tutmuştu. Ben ise ne bulduysam izliyordum. Slinderman yani uzun kollu yüzsüz uzun boylu bir varlıklın iki kişi kaçırma videosunu bile izlemiştim. Bir gün kız kardeşimle birlikte ilk temas ışıklarımızı deneyimledik o henüz bunun farkında değil ama ben biliyorum. Onlardı. O gün erkek kardeşim eve geliyor annem ve teyzem de camdan gözetliyordu. Biz de onlar hakkında konuşurken iç güdüsellikten midir emin değilim ama camdan dışarı baktık aynı anda ama saliseler önce turuncu bir ışık top  torpil patlayışı gibi bir hızda düz bir çizgide aniden geçerken zil çaldı ikimizde korkup çığlık attık. Annemler de korktu haliyle. Sonra ben araştırmayı bıraktım. İstemediğim bir liseyi okuyordum ve orada farklı evde farklıydım yani maskeli evde daha rahat okulda korunaklı her ne kadar kız lisesi olsa da uyum sağlayamıyordum ve hepsi çok garipti. Sonra evde sesler duymaya başladım. Annem beni sürekli çağırıyordu ya gülerek yada soru tarzında ismimi söylüyordu. Annem bana seslenmediğini söyleyince ” delirdim herhalde yada doktor yanlış ilaç verdi” dedim ama ilaç doğruydu ve içtiğimde de duyuyordum. Okula giderken arkadaşlarım sesleniyor zannediyordum ama kimse yoktu. Zaten takip hissiyatı peşimi bırakmıyordu. Bir gün her zamanki gibi cam kenarında namaz kılarken biri tarafından izlendiğimi hissettim algıladım. Secdeye bakıyorum ama gözümüz 180 derece görebiliyor bilinen bir gerçek ve ben sokak lamasının atında direğe yakın yerde slinderman vari bir şey gördüm. Neye odaklanacağımı şaşırdım bir an donakaldım ama namazıma odaklandım ve dua ettim. insan olamazdı çünkü fiziksel bedenin gölge yansıması belliydi. Benim gördüğüm ise bambaşka. 

2015

15 Temmuz 2016 darbe olmadan önce ” acaba darbe olsa nasıl olurdu” sorusu aklımı kurcalayıp durdu. Darbelerin ülkesi gibiydik özümüz ya çiğnenmiş yada baskılanmıştı. İçten zehirlenmiştik. Küçüklüğümden beri vatana, Atama, şehitlere ve askerlere devleti esas yapan ve maddi manevi değerlere karşı hep sert yada nasıl desem nizam korunma koruma ve geliştirme şeyi vardı hissiyatı belki de  görevi. Küçük yaşlarda asker olmak yada savunmada olmak istemişimdir, rüyalarımda bir çok kez anıt şehitlikleri ziyaret etmişimdir. Hatta onlara çekiliyorum yada çağrılıyorum, Atalarımız anılmak ve hatıralarıyla yaşatılmak istiyorlar. Süikast ve yalan ithamlarla son verilen albayları insanları ben unutmadım. Ergenekon davasını Ergenekon Destanıyla karıştıran bir kızdım ve haberleri izlerken bile sinirlenen küçük ben odaya gidip ağlıyordum. Eh haliyle bu kafa normal değil gibi gelebilir size inanın bunu kendime çok demişimdir. Bir gün babamla sabah namazına denk geldik camdan dışarı bakarken önümdeki bulutun Türkiye şeklinde olduğunu gördüm. Hem şaşırmış hem mutlu olmuş hem de acaba demiştim. Sonrasında da bir gün yine ” bu ne biçim rüya ne anladım şimdi” diyerek uyanmıştım.  Futbol sahasına inen helikopteri hatırlıyor musunuz ? İşte ben onu görmüştüm. Bir önceki rüyamda ise dronları görmüştüm ama pek önemsememiştim. Önemsemediğim rüya evimin önünden gerçekliğiyle kendini fark ettirmişti.

İlk ufo gözlem deneyimim ise yine camdan bakarken olmuştu. Gündüz vakti gökyüzünde net görebileceğim yakınlıkta bir göktaşına benzer bir cismin yandığını gördüm düşüşe geçiyordu sanırım gözümü kırpmadan bir anda ufak bir parlaklık oldu ve kayboldu. Varlık ile temasım ise şöyleydi bu daha yüzeysel gölge tarzındaydı. Erkek kardeşime kapıyı açıp mutfağa su içmeye girmiştim su doldururken, kapı kolu bozuktu ve kapanmamıştı kız kardeşime seslenip bardağı koyarken kendimi bulaşık yıkarken buldum. Yine saliseler içinde oldu her şey zihnimde düşünce yok rahattım sakin boşluk gibiyi gayri ihtiyari kafamı çevirdiğimde bir gölge geçtiğini gördüm sonra ne yaptığımı fark edip bıraktım. O zaman zihnim de eskisi gibi oldu. Gölge insan boyutunda bir gölge değildi erkek kardeşim ise odadan çıkmamıştı ikisine de sordum ikisi de kapıyı kapatmamıştı ama kapı kendiliğinden kapanmıştı.  

Okul servisinde oturmuş kara kara düşünürken yerin büküldüğünü gördüm tıpkı vorteks gibiydi. Tıpkı izafiyet teorisindeki o dönen top gibi. Zaten bu tür şeyleri de toplum içinde yaşıyordum ve tepki vermemek adına poker suratlı olmam konusunda master yaptığım için kimse anlamasa da içimden feryat ediyordum. Sonra sesler kesildi hafif kınalanmalar başladı. Sonra rüyalarım şuanda bulunduğum şehirle bağlantılı çıktı. İstanbul mini prova, Samsun ise fark ediş ve ruhsal tekamülde yükselme yolunda almış olduğum hızlandırılmış kurs gibiydi. Vakti zamanında Atatürkün geçtiği yollardan yani bulunduğu yollardan geçmek istiyorum diye dua etmiştim yada söylenmiştim. Ve öyle de oldu Atatürk’ün Samsuna gelip Kavakta teşkilatlandığını biliyor muydunuz? Okulum yurdum geçtiğim yol Kurtuluş Yolu güzergahı içinde. İşte bir neler yaşıyorsun silsilesi daha ve Fatih Sultan Mehmet’in hocası Şeyh Akşemsettin’in babası Şeyh Hamza’nın Kabrinin burada olduğunu biliyor musunuz? Bende bilmiyordum. Onun kabri gibi onu da bulmam tesadüf olmuştu. Yine Cem Yılmaz’dan bir örnekle ” İstanbul mecmua Samsun ansiklopedi ” oldu benim için. Ona da değineceğim inşallah 🙂 O vorteks sonrası her şey durdu. Zaten psikiyatrik ilaçlarımı pek düzenli kullanmıyordum uyku ilaçlarım ise pek işe yaramamıştı ama yaradığı dönemlerde o kadar güzeldi ki uyumak gibisi yok gerçekten. 

2017 yılı 

Bir gece kız kardeşimin seslenişiyle uyandım ” cam kenarında bir parlaklık var bir şey var” demişti uykuya dalışım o zamanlar pek kolay değildi ve uyanınca da sinirli olabiliyordum herkes gibi yada zorluk çekenler. O gün sakinliğim tutmuş siren ışıkları diyerek geçiştirmiş ve uyumasını söylemiştim yine saniyeler içinde uyudu kafasını yastığa koyup da uyuyanlara gıpta ile bakıyorum hala. Tabi uykum açıldığı için hafif sinirlenmiş cama doğru dönerken önceden bilmediğim ama sonradan öğrendiğim Erhan abinin Mutatio ve Mesaj 2 kitabında bahsedilen mavi küreyi görmüştüm. Neon mavisi elektrik topu hentbol büyüklüğündeydi. Birkaç saniye bakıştık sonra ben uydum. Bir kaç ay sonra gece cama doğru yatmış halde uyandığımda mavi küreyle bakıştık bu sefer bana gelmişti tekrardan. Öylece bir kaç saniye bakıştık sonra diğer tarafa dönüp uyumaya devam ettim. Sonrasında rüyalarım da arttı not etmiyordum ama hatırlayabiliyordum. Bir gün Barış Özcan’ın rüya günlüğü tutmamızı tavsiye ettiği videoyu denk gelince o yıldan bu zamana kadar rüya günlüğü tutmaya devam ediyorum. Kendimi farklı şekilde gördüm bana, buradaki beni korumamı dikkatli olmamı söylemişti çünkü buradaki ben oradaki benler kadar önemliydi. Orada olduğu gibi uyandığımda da neler yaşadığıma dair bir fikrim bile yoktu. Pandemi döneminden önce benimle benzer ama çok farklı deneyimleri yaşamış iki kişiyle internette tanıştım. İkisinin ismi de aynıydı birisiyle yaşıttım birisi ise benden büyüktü bana Erhan abinin Mesaj kitabı önerildi. Deneyimlerimiz boşluklarımızı doldururken sorularımız yüzünden bazen çıkmaza giriyorduk. Sayılara ve harf ilimlerine, sembolojiye, hermetik, kabala, burç hesaplamalarına, mitolojiye, detsanlara, gezegenlere, yabancı dillere, ezoterizime, yıldız kümelerine her şeye merak saldım araştırdım notlar aldım. DEHB’li olmanın avanjatları. ‘:) Derken

2018 yılında liseden mezun oldum ve 5 senelik depresyon sürecime adım attım. Zaruri olmadıkça dışarı çıkmama, sosyal ortamdan soyutlanma, gerekmedikçe konuşmama, öfke sinir ne, obsesyon varlıklarla mücadele, her şeyi sorgulama, gerçek hissiyatlı rüyalar derken, muska takınca rahatlayıp alimlerin iki defa farklı şekilde rüyama girmesi. İlki boğazımdan ikincisi kalbimdendi. Toparlanmışken ruhumun kabz halini yaşadım. Ruhum bedenimde can çekişiyor çıkmak özle bütünleşmek istiyor ama yok çıkamıyor haydi diyor yok. Evet bir şeyler hissediyor ve deneyimliyordum gerek ufo karşılaşması, gerek rüyalar gerek, küreler, hatta bir anda gözümü kapatınca gördüğüm insanlar bir şeyler oluyordu ama tam yerine oturmamıştı yapboz gibiydi yada bir temel inşası gibi. Ruh bilse de bu zihin bu matrix dünyasının bug’ı olup da her şeyi madde, zihin, ruh ile deneyimlemek çok farklı. İşte içsel kabz hali böyledi. 

 

2023 ve günümüz yılı

Samsuna taşınmıştık. Üniversiteye başladım. yurtta kalıyor hafta sonu eve geliyordum ama şey gibi hissediyordum Moana animasyonunda bölgesine aşina olmuş bir tavuk  ardı ya farklı bir yerde olduğunu görünce çıyırıyordu işte benim ruhsal, psikolojik, fiziken ve aklen durumum oydu. Elimden geldiğince stabile şekilde yürütmeye çalıştım.      5 senelik asosyallikten sosyal ortam bana ve kalbime ruhuma ağır gelmişti farklı dünyaydı. Köyde dağa çıkar ormanda dolaşır ilginç gelen taşları toplardım derede vakit geçirirdim vs. O zamanlar ise yurttaydım ve enerjisel / psişik olarak gerçekten çok hassastım, doğal taş yada yanımda hep muska bulunurdu ki sonradan bazı gerçekleri anlayınca onları da bıraktım doğal taş hariç az çok ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Yurttayken çok zorlanıyordum kendimi korumam gerektiğini bilmiyordum, letaiflerimi yani çakralarımı nasıl korumam ve güçlendirmem gerektiğini bilmiyordum. Rüyalarımda bana sürekli Bursa’ya gitmem söyleniliyordu ne yapacağımı bilmiyordum, bir yerlerde illaki Bursa’yı duyuyordum. Zaten Bursa, Ankara, Samsun buralarda bulunmak istiyordum. Ankara’ya da inşallah gideceğim ama tek başıma nereye gideceğimi bir yer hariç bilmiyorum. İadeyi ziyaret etmem gereken Atamız var. Zaten bir yere çağrılıyorsak cidden orada bizi bekleyen cevaplar ve hikayeler var yaşanılması gereken deneyimlenmesi gereken yerler… Gidin imkanınız varken yapın ertelemeyin. Kelimelerimde samimiyetimi umarım sezinlersiniz. İmkanınız varken gidin. Bir gün uyandığımda aynada sol kolumda pembemsi hafif morluğu olan bir iz olduğunu fark ettim. Kolumda uyuşma ağrı gibi durum yoktu rahat hareket ettirebiliyordum. Belli bir yere kadar ama kılcardamar misali bir iz vardı. Fotoğraf boyutu küçük olduğu için atamayabilirim denemedim daha ama eğer olursa çektiğim ufo görüntüleriyle birlikte paylaşacağım.

Ben internetten bulduğum bir reklam yüzünden burç analizi yaptırmıştım bedavaya ve Türkçe bile değildi ama İngilizce anlıyordum. Vakti zamanında öğrenmediğin dersler bir gün seni tırmalar. Hem de ne tırmaladı. Allaha şükürler olsun gerçekten hep son dakikalarda köşeyi dönüyordum artık ayık olma yolundayım ayığım. Ama ertelediğim bazı şeylerden dolayı boynum kıldan ince tekamül okulundayız.  O şeyden sonra metafiziksel saldıra çok maruz kaldım. E mailde bana özel çok nadir şeyler vardı ama çoğunlukla parayla ilgili göz boyama durumları vardı. Maneviyatta paranın önemi yoktur. Maneviyat en büyük ruhsal kazançtır. Ama öyle bir yazma tarzı vardı ki hem onu sorguluyor, hem inancımı sorguluyordum hemen hemen her şeyi sorguluyordum. Kurandaki ayetler aklıma gelse de ama hep bir ikilemim vardı. Vakti zamanında birisiyle tanışmıştım bana rukye ayetlerinin toplanmış olduğu bir kuran dinletisini youtubeden bulup dinlememi söylemişti.  Allah razı olsun aracı olduğu için faydasını çok gördüm ama sanırım bana daha farklı bir şey lazımdı bilemiyorum. O dinletiyi dinlerken hoca öyle bir tekbir getiriyordu ki korkudan açtığım gibi kapatmıştım ona söylediğimde ” bana tutunan enerjiden varlıktan kaynaklandığını duanın onu yaktığı veya korkuttuğu için böyle bir tepki verdiğimi ” söylemişti. Tam olarak birebir söylediklerini anımsamadığım için buna benzer cümle kurmuştu. Yurttaydım ve can çekişiyordum diyebilirim. O sıralar zaten rüyalarımda birilerine karşı savaşıyorduk. O zamanlar uyku sorunum eskisi gibi olmasa da yurt ev değildi ve 12 de de kimse yatmıyordu. Aniden uyku bastırmıştı ve bende fırsat bu fırsat deyip kulaklığımdan ruyke dinletisini açıp uykuya daldım derken rüya gördüm ve kalbime sirayet etmeye çalışan o gölgenin çıkışını orada birebir deneyimleyerek yaşamıştım. İki kişi haricinde beni gözetleyen ve her an yardım için beni izlyen biri de vardı. Biraz da olsa toparlanmıştım. Bazen dinlemem gerektiğini hissettiğimde açıp bendenim de özellikle ayaklarıma doğru akan bir soğukluk hissediyordum ve o şeyi. Uykumda hafif bir saldırı kisvesini hissedince hemen kuran açıyor öyle uyuyordum. Bazen onu duymamı bile engelliyorlardı ama her zaman bir şekilde kulağım odağımı tutmaya çalışıyordum ve uyanıyordum. Yeterli gelmiyordu. Eksik bir şey vardı.

Tabi şunları da yaşadım;

Uyurken yatağımın sallanması, ders çalışırken sanki birinin beni iteklemesi gibi olduğum yerde sallanmam, hafif oluşan morluklar, rüyalarımda ve ikinci ameliyatımda bile benimle sürekli uğraşan metafiziksel varlıklarla mücadele ettim.

Öyle kötüler ki onları birer avcı timsahlar olarak tanımlıyorum. Her zaman tetikteler umudunu yada ışığını yani ruhsal/ psikolojik ( bana göre aynı şey sadece madde dünyasında farklı dalları var netice de kök aynı.) bir yerde zafiyet mi verince açık buldukları yerden saldırıyorlardı. Öyle pisliklerdi. Bunu dememde bir sakınca yoktur umarım. :'(  ama hak ediyorlar.

Öyle usta bir timsahlar ki  tam uykuya dalacağım o anda saldırıya uğruyordum. Bendeki belirtileri ise söyle yumruk yeme hissi, gövdene yada bendenin bir bölgesinde ağırlık varmış gibi hissetmek, karanlık, nerede olduğunu bilmediğin güvende hissedememe hali, can çekişme yani ruh çekişmesi diyorum. Çünkü tam olarak bu oluyor.  Sonrasında süpürge makinesi gibi zorla havaya doğru ağır şekilde çekilme durumu. Karanlık gölge yada portal görme durumu. Herkese seslendiğini zannedip aslında sadece içeriden kendi kendine seslendiğini uyandığında fark etme durumu. Açtığım fondaki duayı duyamam için kulaklarımda hissettiğim basınç ( denizin içinde yüzerken ki durmumuz gibi) oluşumu… Öyle tikiler ve taklitçiler ki gördüğümü söylüyorum yani yaşadığımı zaten karanlık koyu bir şey bir ağırlık var evet ama sanırım ben varlığın gölgelisini görmüş olabilirim. O anda bakışım varlığın arkasındaki açılan kapının altındaki parlak ışık huzmesine takıldı o an ” Allahtan gelen rahmet acı çekici olmaz, Allah kuluna acı çektirmez. Merhamet sahibidir.” demiştim sonra dilimin açıldığını hissettim sonra bir şey dank etti o anda ve şunu dedim ” Allah’ım teslim oluyorum, teslim oluyorum, teslim oluyorum. Sonra her şey kesildi. Evet keskin cevap TESLİMİYET.  Burada Erhan abinin sürekli dediği gibi çok önemli bir yasa vardır o da ” Ruhsal Yasalar” bilmediğin yada eksik bıraktığın yerden vuruyorlar. Metafizik/paranormal şeyler yaşan herkes bunu deneyimlemiştir. Hepsi bizim için ve gerekli olduğu için yaşandı. Vaktinde bir şeyler yapmaya çalışsaydım farklı olacaktı ama her işin sonucunda öğreti vardı. Evet yakarmamdan önce gündüz vakti o varlığı gördüm hatta görürü görmez küfür ettim çünkü el sallamıştı drenim takılıydı acı çekiyordum. Hastane de bile uyuyamadım ama beni koruyanların yanımda olduğunu biliyordum. Kanıtlayamam da diyemem kısmen benzeri Piri Reisin çizmiş olduğu haritada bulunuyor. Hastanedeyken de  fotoğraf karesinde bir orb yakalamıştım. 

Bunların hepsi eski sevgilimin acısı sayesinde oldu farkındalığımın fitilim ateşlendi. Onunla vakti zamanında çok fazla eş zamanlı saatler görüyordum ve Bursalıydı. İşte bir yer çağırdı mı bir şekilde çıkartıyor karşına. Medyumcu kadının ”aralık ayında bir şey yaşayabilirsin” mesajı dışında bir şeyi aklımda kalmamıştı zaten ama o ayda bir uyanış yaşadım ve sonrası da yukarıda anlattığım gibi olmuştu. Buna ilk metafiziksel varlıkla yaşadığım birebir olay diyeceğim.

Ayrılık sonrası toparlanmış ve iyi hissediyordum rahattım. Gece 12 gibi üst kat komşumuzdan çok ses geliyordu topuklarını vura vuruya yürüyorlardı size öyle söyleyeyim. Yine geceler… Odama geçmiş uzanırken ben bir ses duydum bu ses nasıl bir ses biliyor musunuz parkenin üzerinde yürürken hani çıtırdar ya bu sesin aynısını duydum daha belirgindi. Enerjisel olarak ise takip edebiliyordum ( bunu yazarken biraz geriliyorum elimde olmadan ) . Cahilliğin vermiş olduğu cesaret diyorum bu yaptığıma mutluydum anlamsızca ve gülümsüyordum şimdi ise biraz karmaşık geliyor ama korkumu aşmaya çalışıyorum. İzin verdim ( meğerse iznin sınırları varmış ruhsal yasalar gereği) Oyuncak ayımı da koluma aldım kendimi rahatlatmak için derin nefes alırken gözlerim kapalı odamın içinde olan eşyaları gördüğümü fark ettim. Şaşırdım ellerime baktım tıpkı tüplü televizyona dokunduğum gibiydi. Ellerimin gölgesini görebiliyordum. Derken bir gölge gördüm ama tavana kadar uzanan bir gölge ( bunu yazarken o anlar aklıma geldiği için biraz garip geliyor ama bu yazma isteğim gelmişken ve odağımdayken yazıyorum yoksa araya bir şeyler girecek erteleyeceğim ve muhtemelen geçiştireceğim dikkatim dağılınca anlamsız geliyor ) gördüm. Bir gözüm açık bir gözüm kapalı öyle baktım ama her ikisiyle de görmüştüm. İki gözümü kapatırken yatağın kenarına oturdu ağırlığını hissetmiştim o sıralar benim panik atağım vardı ve bu durumdan etkilenmiştim elimi kalbime getirip ” kalbim” dediğimde o da dokundu ve düzledi. Doktora gidip bunun onayını da almıştım. Sonrasında diğer kistimi söyledim oraya da dokundu derken bana yöneldi gözlerimin içine akan bir dizi geometrik şekiller gördüm. Akıyordu. Sonra ben rahatsız oldum bilgisayarım açıktı çok fazla ışığı yoktu ama parlaklık vardı daha karanlık olan yer banyoydu bende neden olmasın dedim köşeye geçtim orada koyu çok koyu siyahlık vardı rahatsız olmuş ve korkarak banyodan çıkmıştım. Holde kırmızı ışık vardı ve voltaj hafif gidip geliyordu. Korkuyordum. Baktığım her yerde bir şeyler beliriyordu. Kız kardeşimin migren atağı tuttuğu için erkenden yatmıştı. Ne yapacağımı bilmiyordum odaya geri döndüm cam açtım kapattım yatağa uzandım derken bilgisayarımın ekranında kendiliğinden komut sistemi açıldı bir kaç pencerede saniyelik işlemler olmuştu hacklendik mi diye bir an dikkatim dağılırken parlak çok parlak mavimsi renkte bir ışık gördüm ufaktan belirip meleksi bir form almıştı. Bu sefer gözlerim açıktı ve net bir şekilde görebiliyordum. Odandan koşarak çıktığımda şeffaf bir şeyin beni takip ettiğini  fark ettiğim o an o zaman işte kız kardeşimi uyandırdım çünkü korkuyordum hala peşimdeydi ve gölgeler görüyordum. O gün geceyi gündüz ettim zaman nasıl geçti bilmiyorum sabah ezanı okunmuş bir nebze olsun rahatlamıştım. Şeffaf varlık hala peşimdeydi. Yatağıma uzandım artık hava aydınlanmış kendimi güvende hissediyordum. Biraz da uykum gelmişti o şeffaf amip şeklindeki şey dalga dalga hareket ediyordu. Şöyle bir şey dediğimi hatırlıyorum ” eğer pozitif ışık varlıksan elimi tutabilir misin” demiştim tutmuştu tabi bunu hissiyat olarak ve avucumdaki ağırlıktan söz ederek yazıyorum. 

 

Ama şimdilik bu kadarını yazsam iyi olur saat sekizden beri yazıyorum ve yorgunum. İlk defa paylaşım yapıyorum başlangıç için biraz yoğun olabilir kabul ediyorum. Yazı tarzım dikkat eksikliğimden dolayı bağlaçlarımda yada bağlamlarımda anlamsızlıklar olabilir. Cümleleri toparlamakta biraz zorluk çekiyorum. Hatta uygun kelimeleri farklı kelimelerin benzerlikleriyle anımsamaya çalışıyorum. Dediğim gibi Samsun benim için ansiklopedi belki de hepsinden azar azar bir şeyler ama şimdilik bu kadarı yeterli. Kendinize iyi bakın 🙂

 



   
Alıntı
Paylaş: