Merhaba tekrardan size bir görselle geldim. Görselin, sol köşesinde ufo ve içindeki varlığı görebilirsiniz. Sağ köşesinde ise sıçrama öncesi oluşan portal manyetizması.
Atatürk’le olan ilk rüyam 2019 yılındaydı sanırım bir tanesi kayda değer olabilir. Vakti zamanında okulumun kütüphanesinde Wilhelm Radloff’un Türklerin Kökleri Dilleri ve Halk Edebiyatı kitabını okumuştum. Atatürk’ün Mu Kıtası ve Türklerin kökleri için Tahsin Mayatepek’i görevlendirdiğini öğrenmiş ve bunun üzerine araştırmalar yapmıştım. Açıkçası bende merak ediyordum. Çünkü kökenim Laz ve dilim kayıp diller arasındaydı her ikisi de benim için önemliydi ve işin içinden çıkamadığım için bir gün araştırmayı bıraktım. Sonrasında Atatürk’ü rüyamda gördüm. Odamda dağa bakan pencere pervazında duruyordu. Nasıl desem enerjisini hissedebiliyordum çok saf ve şefkatli bir şeyi ve ağırlığı da vardı. Gülümsemesi tıpkı okul tablolarındaki gibiydi bu satırları yazarken bile anımsıyor ve gülümsüyorum. Yanına gelmemi istedi gittiğimde bana tahtanın üzerinde yontulmuş kaya resimlerine bezer çizimleri göstermişti. ” Hepsi birbiriyle bağlantılı. Kökenler bağlantılı ” demişti ona ” Benim kökenim Türk mü? ” sorusu sorduğumda cevap vermek yerine gülümseyip karlı tepeye bakmış uyanmıştım. Bunun üzerine üstü kapalı ananeme sormuş vakti zamanında ” Bizler Kafkasya’dan göç ettik Hazar Gölü civarından gelmişiz bize de öyle demişlerdi” demişti. Sonrasında bir gün ” Anadolu’da Türk Tarihi ve Kaya Resimleri ” adlı belgeseli izlerken bizim köyde de bir şey bulunsa keşke de görsek diye hayıflanırken evet buldum varmış. Bu dağ ve sembolik damgaların çizimine benzerlerini rüyamda Atatürk göstermişti. Uydudan da bunu doğruladım. Youtube’den izlemek isterseniz konu başlığı [ Türk Kaya Resimleri – Taş Mektuplar – Zamanın Tanığı ]. Ulaşım imkanlarından dolayı gidemedim ama bu bile büyük bir işaretti.
Ufo görüntülerim sadece bir görüntüyle sınırlı değil. Işık varlık ve gökyüzünde fotoğraf çekerken yakaladığım bir kaç filo da oldu. Evet filo yada geçiş sırasında oluşan kareler de olabilir ama kesinlikle filo çektim. Hatta bir fotoğrafı e mail yoluyla Göktürk Ramu’ya da yollamış bunun doğrulamasını almıştım. Buraya da bir tanesini paylaştım umarım açılır. İşaretleri semboller yada yazılarla oluyordu bazen rüyalarla ama çoğunlukla simler yani ışık kodları yada sembollerle oluyordu. Açıkçası işaretler her yerde sadece fark edilmesi için merak, farkındalık ve bilinç gerekiyor. Beynimde ve dalağıma bağlı iki kist bulunduğundan dolayı takipli hastayım. Onlarla bir nevi bir iletişimim var biliyorum ama bir yandan da inkar ediyordum ama biliyordum. Çok zorlandığım zamanlar oldu ve dua ederken aracılık istedim Allahtan ve sonrasında çoğunlukla sol elimin bir kaç parmağında kınalanmış şekilde uyanıyordum. Kınalanmış şekilde uyandığımda duygusal ve zihinsel olarak nötr oluyordum. Bir kaç saat sonrasında kademe kademe normalime döndüğümü kendimde de gözlemleyebiliyordum. Yoğunluğuna göre topraklanma yapmam bana fayda sağladı ve kına izi hemen geçti. Bunu da gözlemledim. Çünkü kına izi aslında bana göre geçici bir enerji imzası. Üzerimizde yapılan enerjiktik transfer arındırıp tekrardan iyileştirirken yeniden kalibre oluyor ve geliştiriliyor. Ne kadar çok bunun bilincinde olursak o kadar kolay olduğunu biliyorum çünkü bazen hafif sarılık yada morluklarla uyandığım zamanlar olmuştu ve hiçbir yere çarpmamıştım.
Gündüz vakti uzanırken anlık gözlerimi kapatmış bir anda sisli ama hafif renkli bir şey açıldı. Görür görmez ” Yine mi ameliyat ” demek olmuştu. Mermer beyazı renginde gözleri siyah ama beyazlığı çok farklı bir beyaz olan üç kişi gördüm. Arka plan ise bembeyazdı gözleri olmasaydı farkı anlayamayabilirdim. Sedyedeydim sanırım çünkü bana bakıyorlardı ve bende uzanan kişinin gözlerinden yani kendimden onlara bakıyordum. [ İnsan kendisinden kendisine kanallık edebilir mi?] İçsel olarak bana yakın birisine baktım konuşmamız fizikselden ziyade hissiyat üzerineydi ama cevaplarımı sesli veriyordum. ”Ameliyat olmam mı gerekiyor ? ” soruma onay aldığımda sonraki sorum ” gerekli mi peki ?” olmuştu ve başıyla beni onaylamıştı izin verdiğimde ise görü toz bulutu gibi dağıldı.
İnstagramda vaktin_insanlar profilinde matrix’ten çıkış kodu adlı bir gönderiye denk geldim deli cesaretim tutmuştu ve ilk yarı temasım gerçekleşmişti. Temas öncesi belirtimde üşüme ve ani uyku olmuştu. Rahat yatmak için dalga sesi açmıştım ama erken yattığım için uyanıp tekrardan uyuduğumda yatağıma birinin daha doğrusu bir ağırlığın boşluk tarafıma uzandığını hissettim ve gözlerimi açtım ama farklı anlamda gözlerim kapalıydı ama içeriden açtım. Sonra paledian bağlantısında buldum kendimi açtığım müziği duyabiliyordum. İç sesim ” bu bir paledian bağlantısı” demişti. Yatağımda biri yatıyor ve giriyordu hepsini sezinliyor, deneyimliyor ve hissediyordum. Korkmamıştım nötr haldeydim. Yorganın içindeydim nefes alışverişimi sıcaklığımı yorganımı hissedebiliyordum. Arkamda ağırlığını hissetmiştim sarılmıştı. İki defa ”Sen benim oğlumsun” demişti. Sesinde hasretin tonları vardı öyle algılıyordum. Kollarını etrafıma sarıp beni kendisine çekmeye çalışınca dalağım acımaya başlamıştı. Korkmuştum ve bunu beklemiyordum. O bölge benim için çok hassastı beni kendisine doğru çekerken dalak bölgeme doğru bir şey girdi ve çıktı çok korkmuştum bunu beklemiyordum ve onun acısıyla dur dedim durmadı daha da sıkmaya devam etti. Hemen Erhan abinin dediği şey geldi aklıma bende ” bağlantımı iptal ediyorum istemiyorum bağlantı kesilsin istiyorum ” dediğimde o an zorla ve zaruri geri çekilmenin bedenime yansıttıklarını hissetmiştim. Öfkeliydi ışık varlık yani kızgındı anlamamıştı bunu neden yaptığımı anlayamıyordu bunu fark etmiştim. Camımın bulunduğu alana doğru yöneldi. Mavi ve morumsu bir ışık bulutuydu. Bana ” Sebebini belirtmeden talep tam olarak geçerli olmaz bunu neden yaptın?” demişti. Cevap vermedim sonra ” bana bak” dediğinde ben yorganla yüzümü katmaya çalışmıştım ama görüyordum gözlerim kapalı olsa da varlığını görebiliyordum en sonunda içimden ” Korkuyorum” demiştim o ise ” bana bak” diyordu. Korku hissiyatımla beraber gerginliğim de artmıştı. Ona bakmak istiyordum merak ediyordum ama korkum daha baskındı. Geçmişte yaşadığım travmalar aklıma gelmeye başlamıştı bu beni daha da korkutuyordu ama bu durumuma da üzülüyordum kendimi rahatlatmak adına derin nefes alırken ona baktım. Ona bakarken bulutumsu şey belli bir şekle giriyor gibiydi o farklı geometrik şekiller veya onlara özel şekiller bilmiyordum çözümlemeye çalışıyordum. Onda şunu fark ettim öfkeli değil de acı çekiyormuş gibiydi tutunmaya çalışıyor da olabilirdi. Anlamaya çalıştım ama zorlamadım sonra kayboldu. Bir kaç ay sonra eve dönüş yolunda bir tırın üzerinde bulunan sayı kümesine denk geldim. Hemen dikkatimi çekti ve içimden geçen ilk sözcükleri not ettim. Sonra kendimi ” NASA/IPAC Galaksi Dışı Veritabanı, SKY-MAP, CDS PORTAL” da araştırma yaparak bazı cevapları aldım. Bir daha yarı yakın bir deneyim yaşamadım. Sadece zor zamanlar yaşadığımda yada kötü hissettiğimde gece gökyüzündeki yıldızları gözlemlerken onları yakalarsam gözlemleyebiliyordum.
Bir diğer görüm de yine anlık göz kapatmamla olmuştu. Büyük bir barajın yanında turuncu yelekli sarı baret takan üç kişi gördüm. Biri gözlemliyordu diğer iki kişi de ellerindeki iki varili suya dökmüşlerdi.
Rüyamda ise bir savaş gördüm. Gri bulutların alevle karışmış haliydi. Hava saldırısı vardı. Uçağın her kanadında yuvarlak şekilde lacivert, kırmızı, beyaz, bir renk vardı üç yada dört şeritliydi ama bu renkler vardı.
